Nilgün GÜLENBAY

Nilgün GÜLENBAY

 

         SOKAKTA ÇALIŞAN SOKAKLARIMIZI, OKULA YOLLAYALIM...

     TC. Anayasasında  gençlerimizin ve çocuklarımızın maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmelerini ve eğitim haklarını kullanabilmelerini devlet güvencesine alan maddeler mevcuttur.

    Madde 17- Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

    Madde 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz . Eğitim ve öğrenim Devletin başta gelen ödevlerindendir. ilk öğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

   Madde 58-  Devlet istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.

Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.

    Çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşam, eğitim ve kendilerini geliştirme hakları Anayasal güvence altındadır. Ancak, sokaktaki gerçek bambaşkadır. Özellikle büyük şehirlerde sokakta mendil satan ve kağıt vs.. toplayan yaşları 7-8 e kadar düşen binlerce çocuğun varlığını hepimiz biliyoruz. Bu çocuklar, sokakta korumasız, sağlıksız, yarı aç yarı tok ve tümüyle eğitim hakları ellerinden alınmış olarak çalışmaya zorlanmaktadır. Bu çocukların çoğunun ailesi Güneydoğu  Anadolu'dan büyük şehirlere ekmek parası için göç eden çok çocuklu yoksul insanlardır. Bu aileler şehrin boş arazilerinde kurdukları çadırlarda sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar ve çocukları da, bu zor yoksunluk  koşullarında, eğitim hakları ellerinden alınarak yaşamaya mecbur bırakılıyorlar. Bu sorun özelde, kendi ailelerin hatası, bakabilecekleri kadar çocuk doğursunlar denilerek geçiştirilemez. Ailelerin hatalarını , çocuklara ödetmek toplumsal vicdan ve sorumlulukla bağdaşmaz. Çünkü aileleri çok eğitimsiz, belki pek çoğunun annelerinin okuması ve yazması dahi olmayabilir. Bu kadar cehalet ve yoksulluk içerisinde ne yazık ki aile planlaması bilinci de gelişmiyor.

Bu çocuklar sadece eğitimsizliğe değil her tür istismara ve tehlikeye , kötü alışkanlıklara açık halde bir yaşam sürdürmek durumunda bırakılmaktadırlar.

     Bu çocuklar ulus olarak hepimizin çocuklarıdır. Onların geleceğinin sorumluluğu sadece  ailelerine değil çoğunlukla topluma ve devlete aittir. Çünkü sadece doğurduğumuz çocuklar değil, cehalete ve yoksulluğa mahkum ettiğimiz çocuklarda bizim geleceğimizdir.

    Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 25 yıl sonra 3 büyük şehrin Belediye Başkanlıklarını alarak gerçekten büyük bir başarıya imza attık.( İstanbul seçimleri iptal edilmiş olsa da , tekrarlanan seçimlerden Ekrem İmamoğlu'nun başarı ile çıkacağına eminim...)

   Türkiye, sosyal belediyecilik anlayışıyla, CHP li belediyeler sayesinde tanıştı. Belediye hizmetlerinin şehrin altyapı ve üstyapı hizmetlerinden ibaret olmadığını bütün vatandaşlarımıza CHP li belediyeler gösterdi. Halkın refahını ve mutluluğunu arttırmak için pek çok projeye imza attılar. Ankara'nın Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş'ın da sosyal belediyecilik kapsamında pek çok projesi mevcuttur. Çiftçiyi desteklemek için, Ankara'nın Bala ilçesi ile Gölbaşı ilçesi arasındaki tarım arazilerinin Kızılırmak suyuyla sulanması, yoksul ailelere maddi yardım için aile kartı, ücretsiz okul servisleri ve etütler bunlardan sadece bazıları... Benim önerim, CHP li belediyelerin çocuklukları ve gençlikleri çalınan bu evlatlarımızın eğitimlerine devam edebilmeleri için bir kampanya başlatmalarıdır. Sokakta çalışmak zorunda olan çocuklarımızı ve ailelerini tespit edip, öncelikle aile yardımından ve ücretsiz servis olanaklarından  onları yararlandırabilirler. Bu kampanyayı billboardlarla ve sosyal medya aracılığıyla her mecrada duyurarak farkındalık yaratabilirler.  Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde bu çocuklarımızın eğitim hayatlarına devamı sağlanabilir ve takip edilebilir. Özellikle okula devam edemeyenler ya da ara verenler için ailelerine, eğitim, psikolojik destek verilerek çocuklarının okula gitmelerini desteklemeleri sağlanabilir. Yine çocuklarımızın, uyum sorunlarını aşmaları için psikolojik destek , sosyal ve sportif, sanatsal etkinliklere katılımlarını sağlayarak eğitim hayatlarına devamlılık arttırılabilir.

   Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na, dolayısıyla hükümete bağlı bizim belediyelerimizle çalışmazlar diye bir görüş öne sürülebilir. Bu durumda da biz bu çocuklarımızın takiplerini ve desteklenmelerini kendi belediyelerimizin bünyesinde oluşturacağımız birimler vasıtasıyla yapabiliriz. Yeter ki, biz genlerimizde olan daha iyi, aydınlık bir dünyaya inanma, isteme ve gerçekleştirme azmimizden vazgeçmeyelim...                                                                      

                                                                              Dr.Nilgün GÜLENBAY

                                                                                         11.06.2019