MURATCAN IŞILDAK

MURATCAN IŞILDAK

31 MART 2019.EY SEÇİM !..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir değerlendirmesinde, “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” demişti. Rakamlar, Erdoğan’ın endişesini haklı çıkaran bir İstanbul tablosu ortaya koyuyor.

16 Nisan 2017 Anayasa referandumunda İstanbul’da seçmenin yarıdan fazlası “hayır” oyu kullandı (yüzde 51.35).

24 Haziran 2018’de, Cumhur İttifakı (AKP-MHP) yüzde 51 oy aldı. Bu oyların yüzde 42.7’si AKP’nin, yüzde 8.3’ü MHP’nindi.

2014 yerel seçimlerinde AKP adayı Kadir Topbaş yüzde 47 alırken, CHP adayı Mustafa Sarıgül yüzde 40 almıştı.

Kapitülasyonlar Osmanlının güçlü döneminde yabancılara verilen ticari ayrıcalıklardır. Hazineye gelir getirmiş ticaret hacmini artırmıştır. Sorun Batının sanayileşmesi ve Osmanlı’nın pazar haline gelmesiyle doğdu. Hep kapitülasyonları suçladık, Türkiye ekonomisinin geriliğini değil Liyakatle (ehliyet) sadakatin öncelik sırasını sadakate veren ülkeler, akli (ekonomik verimlilik gibi) olduğu kadar ahlaki ölçüleri de göz ardı ederler. Sonunda düzen sürdürülemez olur ve ‘dışarıdan’ ehliyet sahipleri (IMF gibi) çağrılır. Bu durum, doğa kanunu gibidir. IMF (Uluslararası Para Fonu) hakkında iki gerçek: 1- Türkiye, bu kuruluşun üyesi ve kurucularından biridir. 2- IMF, ekonomisi bozulan, aşırı borçlanan ve kaynağa sıkışan hiç bir ülkenin kapısına dayanmaz. Ulusal karar organlarının DAVETİ ile gelir.

Pek çok ülkede yönetenler, ülkelerinin çoğul yapısını yöneteceklerine, biraz kolayına kaçarak, biraz siyasi eğilimleri doğrultusunda kendilerini KLONLAYIP, toplumu kendilerine benzetmek isterler. Demokrasi ile buyurganlığın (otoriterliğin) farkı buradadır. Çok da kızmamak lazım “Hırsız bizimdir” diyene. Talan, Osmanlı’da ekonominin temellerinden biriydi. Buharlaştırılan azınlıkların mallarını milletçe üleştik. En namdar denizcilerimiz korsandı. İçselleştirilmiş bir “gasp ekonomisi” ile geldik günümüze, sadece adını koymadık. Eğitim, yurttaşın düzeyini; iktisat, bir ulusun yaşam kalitesini belirler ve yansıtır. Bu sistemi dünya ayarına yükseltemeden, arzuladığımız müreffeh, saygın ve gelişmiş ülke ülküsüne kendimizi ideolojilerle avutarak ulaşamayacağımızı da anlayamıyoruz. Hitabet, kibri, şehveti, hırsı ve kötülüğü örter. Ama onlar örtünün altında varlıklarını hep sürdürürler…

Peki, ne oldu;

Eski Roma’da siyasi ve iktisadi krizler uç verince yöneticiler, insanların birbirini katledişini (gladyatör oyunları) halka seyrettirir, can almanın şehvetiyle tatmin ederlermiş. Nefret ve düşmanlık en ilkel ama en güçlü saflaşma araçlarıdır ve BEKA endişesinin çocuklarıdır. Halk başıboş aslanlara benzer, ya besleyeceksiniz ya kafese kapatacaksınız. İlki zorlaşınca kafes seçeneği öne çıkar. Kafeste beslemek daha kolaydır, homurdanırlar ama önlerine konanı yerler. Fikirsel ve sanatsal değerlerini (nitelikli insanlarını) önemsemeyen toplumlar, doğal çevrelerini (tabiatı da) önemsemezler. Tecrübeyle sabittir.

Sonunda sormak istediğim husus ise, Seçim söz konusu olduğunda biz genellikle sandık güvenliğini konuşuyoruz. Bu da çok haklı bir şey, bunun da sonuna kadar sağlanması gerek. Özellikle son iki seçimdir Türkiye olarak sandık güvenliğinin örgütlenmesini ve organizasyonunu sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü vatandaş olarak müdahil olabildiğimiz tek yer orası. Ama sistemin uçtan uca, sandıktan daha Ankara’daki konsolidasyona kadar, parçalarına baktığımda, en yumuşak karnı İlçe Seçim Kurulları. Buralarda ve data-center’e müdahil olabileceğimiz nokta yok. Özellikle data-center’da YSK dışında müdahil olan hiç kimse yok ve bu çok büyük problem. Bu sistemin yumuşak karnı, ki manipülasyon yapılıyorsa en çok yapıldığı yer, sandıklar değil, merkez ve ilçelerdeki seçim kurullarıdır. Biz sandığı koruyoruz ve sandıktan bir tutanak çıkarıyoruz. Sandık belki doğruyu yansıtıyor ama İlçe Seçim Kurulu’na gidip bu bilgi bozulduğunda biz bunu ancak ve ancak seçimden sonra görüyoruz ve o da sandık tutanakları elimizde varsa.

Bu tartışmaları önlemek için, son iki seçimde partilere birer şifre vererek veri akışını görebilmeleri sağlanmıştı. Seçime giren partiler o gece, yapılan işlemin trafiğini görsünler diye yapıldı bu, fakat şunu unutmayın bu bir zincirdir. Size verilen izleme izni İlçe Seçim Kurulu’ndan bilgiler girildikten sonrasına ait. Ankara’ya veri akarken, Ankara’daki pekiştirme verilerini size izletiyorlar. Bakın burada da güvenlik açığı var ve eksiklik var. İlçe Seçim Kurulu’nda bu veriler manipüle ediliyorsa, siz o gece manipüle edilmiş veriyi görüyorsunuz aslında. Kaldı ki, bu veriyi görüyor olmanız, sandıktaki verilerle tuttuğu anlamına da gelmiyor. Sadece siz önünüzden akanı bir nehirden akan su gibi izliyorsunuz. Ama o suyun başında, suya bir müdahale yapılmışsa, bir şey katılmışsa bunu göremezsiniz.

                                                                                          Muratcan IŞILDAK

                                                                               CHP ANKARA 1.Bölge Mv.a.adayı