RUFAY KARAHAN- TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİ DEĞİŞTİRİLİYOR

RUFAY KARAHAN- TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİ DEĞİŞTİRİLİYOR

       TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DEĞİŞTİRİLİYOR…

       Ülkemizin doğal gündemi, Demokrasinin evrensel kurallarıyla yönetilen  ülkelerin gündemine benzemez.

24 saat içinde ne olduğu, nereden çıktığı çok da önemli olmayan 24 ayrı gerçeklerin ötesinde gündem oluşturulabilir.

Güzelim halkımız da yaratılan suni gündemlere inanır kafa yorar.

Oysa ülkemizin gerçek gündemi, hiç yoktan müdahil olduğumuz ve şu sıralar tamamen ve resmi olarak savaş halinde olduğumuz ve hemen her gün gencecik çocuklarımızın şehit haberlerini aldığımız Suriye konusu,

İktidarın bizzat ve aleni desteklediği Suriye’deki farklı örgütlerin savaşçıları öncülüğünde Libya’daki savaşa dahil olduğumuz, aynı şekilde geleceğimiz olan güzel çocuklarımızın yürek yakan acı ve ölüm haberleri,

Milyarlarca dolar harcadığımız halde insani açıdan sorumluluklarını üstlendiğimiz, buna rağmen yaşam koşullarını bir türlü sığınmacılıktan öteye götüremediğimiz insanların perişanlığının yanında,

tarımın yok olduğu, ekonominin durduğu, icraların arttığı, kredi kartlarının ödenemediği, işsizliğin nüfusumuzun önemli bir kesimini oluşturduğu, yetersiz beslenmeden dolayı gribe ve diğer hastalıklara çok daha kolay yakalanan öz insanımızın, yurttaşımızın, altında inim inim inlediği hayat pahalılığı başta gelen konulardır.

Koronavirüs deseniz, başka bir tehlikeli vak’a…

Şu sıralar Dünyanın, ama özellikle Orta doğunun gözü kulağı İdlib sorununda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus Lider Putin ile konu hakkında yapacağı toplantıdan ne gibi bir sonuç çıkacağına kilitlenmiş durumda.       

(Son dakika;Çıkan ateşkes sözleşmesine uyulmasını temenni ederiz)

Avrupa’nın, özellikle Avrupa Birliğinin (AB) son günlerde kilitlendiği tek konu Türkiye sınırında biriken ve Yunanistan’dan Avrupa’ya geçmek isteyen yabancı sığınmacılar konusu.

Bu konuda yıllardır Türkiye’nin öne sürdüğü ekonomik yardım ve çok az sayıda sığınmacılara ev sahipliği yapma konularında cimri ve vurdumduymaz davranan Avrupa, şimdilerde Yunanistan’ın sınırlarını koruması ve sığınmacıların Yunanistan eliyle Avrupa’ya geçmemesinin azami derecede sağlanması konusunda her türlü desteği vermekte yarış halindeler.

       Bütün bunlar etrafımızda yaşanırken, birileri ağır ama bir o kadar da acı olan bunca sorunların ülke gündeminde tartışılmaması ve gündemi başka yöne kaydırmak için elinden gelen gayreti sarf etmekten geri durmuyor.

Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu için kullandığı ağıza alınmayacak derecede kötü ve fena sözler, bir anda hararetli tartışmayı başlattı. Öyle ki, TBMM’de Milletvekilleri arasında kıyasıya yumruklu, tekmeli  kavgaya sebep oldu ve birden  gündemi değiştirdi.

 

CHP’ye ve sayın Kılıçdaroğlu’na kumpas kuruluyor gibi bir hava var.

Sorunların partisi ve kavgaların adamı durumuna düşürülmek isteniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sarf ettiği cümleleri Ak parti Genel Başkanı olarak mı yoksa Cumhurbaşkanı sıfatıyla mı sarf ettiğini bilmiyoruz. Her iki hal de de söylenmeyecek sözleridir.

Anayasaya göre ülkenin cumhurbaşkanı her partiye eşit mesafede olacağına göre, ana muhalefet partisi genel başkanı hakkında hiç yoktan ve sataşma haliyle bu tür cümleleri kullanması etik olarak doğru değil ve Cumhurbaşkanı sıfat ve makamına yakışmaz.

Yok, eğer Ak Parti Genel başkanı olarak bu cümleleri kullandıysa yine çok kötü bir durumdur. Siyaset ve iktidar olmanın gereği, sabırlı olmak ve muhalefetin eleştirilerine karşı, eleştirilen konular hakkında makul çözümler üretmek ve iktidar olmanın erdemiyle doğru ve açıklayıcı cevap vermek olmalıdır.

   CHP Grup Başkan Vekili Engin Özkoç’un Sn.Cumhurşakanı hakkında sarf ettiği aynı sözler de kabul edilebilir nitelikte olmamıştır.

Sol siyasal değerleri içinde barındıran bir siyasi partinin, hele de ana muhalefet partisinin bir Milletvekili ve hele de Grup Başkan Vekili olarak kullanacağı aynı kötü ve fena cümleler olmamalıydı.

Halkın, solcuların, sosyal demokratların partisinin yetkilisinin ağzından çıkan cümleler bunlar olmamalıydı. 

Bu cümleler,etkiler karşısında tepki vermemek gerekir anlamına gelmemeli.

Her hal ve şartta pek tabi ki, savunma hakkımızı en radikal şekil ve makul duyarlılıkta kullanmalıyız.

Ancak; kullanılmış kötü , fena ve gergin cümlelerle olmamalı.

 

Ak Parti Grup Başkan Vekili Sn.Özlem Zengin’in Sn.Özkoç hakkında kullandığı    “ Engin Özkoç Sn.Cumhurbaşkanımız hakkında bu cümleleri kullanamaz, C.Başkanlığı makamına saygısızlıktır ve devlete sarf edilmiştir” sözü, bütün olanlardan daha da kötü ve düşünülmeden kullanılmış bir cümle olarak ortada durmaktadır.

Zira; eğer özkoç tarafından kullanılan sözler Sn.C.Başkanlığı makamına kullanılmış sayılıyor ise, Sn.C.Başkanının da, Ülkemizin ikinci büyük partisi, Türkiye’nin kurucu partisi ve ana muhalefet partisinin Sn.Genel Başkanına karşı bu kötü ve fena cümleleri kullanma hakkı yoktur, olmamalıdır.

Bütün bu olanlar, Cumhuriyet Halk Partisini ve Sayın Genel Başkan Kemal KILIÇDAROĞLU’nu, biatçı taraftara, ülkenin içinde bulunduğu kötü koşulların sorumlusu gibi göstermek, büyük sorunların bir parçası haline getirmek, kavgacı ve kutuplaştırıcı bir görüntü içinde olmasını sağlamaktan öte bir durum olamaz.

CHP Genel. Bşk. Sn.Kılıçdaroğlu ve parti yetkililerinin bu zor dönemde bu gibi yanlış eylem ve söylemlerin karşısında daha dikkatli ve sorumlu davranmaları ülke geleceği açısından bir kez daha önem arz etmektedir.

Gelecek güzel günlere dileklerimle…

                                             05.03.2020

                                              Rufay KARAHAN